| ||||||||||
|
| ||||||||||
SON YORUMLANANLARHABER ARA |
DP ÇINARCIK İLÇE BAŞKANLIĞI
DP ÇINARCIK İLÇE BAŞKANLIĞINDAN ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİNE HAYIR!!! 12 Eylül 2010 Pazar günü Halkoyuna Sunulacak Olan Anayasa Değişiklik Paketi’ne D.P. olarak Niçin HAYIR Diyoruz? Demokrat Parti olarak Genel Merkezimizin aldığı karar neticesinde yapmış olduğumuz toplantıda AKP anayasasına HAYIRDA HAYIR vardır diyerek çalışmalarımıza başlayacağız. AKP nin yapmış olduğu açıklamalarla partimizin Demokrasi şehitlerini istismar etmesi affedilemez. Hasan POLATKAN’ı istismar ederek, onun hakkında yanlış bilgiler ortaya koyarak oy almak istemesini ayıplıyoruz. AKP Genel Başkanı Eskişehir’de Adnan Menderes ile ilgili bir şey okudu. Orada Menderes’in son sözlerinde okuduğu şey, fevkalade yanlıştır. O sözler Menderes’e ait değildir. Vakti ile bunlar uydurulmuş sözlerdir, tekzip edilmiştir. Ama Merhum Adnan Bey’in son sözleri idam tutanağında vardır. O da şöyle ‘Hayata veda ettiğim şu an devlete ve millete saadetler, karımı ve çocuklarımı şefkatle andığımı bildiririm. Şerefle yaşadığımı ve suçsuz olduğumu bilmesini dilerim’ bu kadar. 17 Eylül 1961. Bunun dışında bir vasiyeti yoktur, o vasiyet uydurulmuş ve herkes tarafından da uyduruk olduğu bilinmektedir. Rahmetli Adnan Menderes’i, sanki milletimize beddua eden, cumhuriyetimizin ve devletimizi çok ağır biçimde itham eden bir Başbakan, bir siyasetçi olarak ortaya koymak istenmiştir. Rahmetli Menderes’in Türk halkına, Türk devletine hiçbir kötü niyetli sözü yoktur, hiçbir lanet sözü yoktur, beddua etmemiştir. O sözler uydurmadır. Anayasalar, birleştirmek içindir. “AKP Anayasası” ise, Türkiye’yi bölüyor. Anayasa, ülkenin kurucu yasasıdır. Uzlaşılarak yapılmalıdır. Ancak, öylece milletin güven ve Saygısını kazanabilir. AKP, bu temel kuralı tanımıyor. Meclisteki çoğunluğuna dayanarak, her zaman yaptığı gibi, “dediğim dedik, çaldığım düdük” diyor. Anayasa konusunda bile milleti kutuplaştırıp, ikiye bölüyor. AKP Anayasası, 12 Eylül Rejimini değiştirmiyor, pekiştiriyor. Askerî yönetimin yaptırdığı 1982 Anayasası, 1987 tarihinden bu yana tam 17 kez değiştirildi. 80 Kadar madde yeniden düzenlendi. Bu değişikliklerin hepsi de, TBMM’de uzlaşmayla gerçekleştirildi. Ancak bu olumlu değişikliklere rağmen, anayasa, baskıcı ruhunu korudu. Şimdi soru şudur: “AKP’nin değişiklik paketi, bu baskıcı ruhu değiştiriyor mu, ? Pekiştiriyor mu?” Değiştirmiyor, pekiştiriyor. Çünkü yürütmeyi, yani Meclis’te çoğunluğu olan iktidardaki siyasi partiyi, daha da güçlendiriyor. 12 Eylül Anayasası’nın en önemli özelliği olan devletçi, otoriter ruhu koruduğu gibi, 12 Eylül yönetiminin yapamadığını yapıp, bağımsız yüksek yargıyı da Meclis’te çoğunluğu olan siyasi Partinin, yani iktidarın, denetimi altına sokuyor. AKP’nin, 12 Eylül askerî yönetiminin sorumluları ve yasaları ile hesaplaşma, onun da ötesinde Demokrasiyi geliştirme amacında olmadığı açıkça ortada. Peki, o halde AKP ne yapmak istiyor? Milletten sakladığı asıl amacı ne? AKP, tıpkı Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı olur olmaz YÖK’te yaptığı gibi, Anayasa Mahkemesi İle Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nu yeniden yapılandırmak ve kontrol altına almak istiyor. Böylece AKP, yüksek yargıyı tümüyle ele geçirmeyi, Yüce Divan’da yargılanıp, hüküm giymekten kurtulmayı plânlıyor. AKP’nin paketinde hiç mi olumlu bir şey yok? Olumlu gibi gözüken tatlandırıcılar var. Ama hepsinin içi boş. Örneğin “çalışanlara yeni haklar verdik” iddiası… Bu iddia gerçeği yansıtmıyor. Zira pakette Kamu görevlilerine “grev Hakkı”ndan söz edilmiyor. Sadece “toplu görüşme” yerine “toplu iş Sözleşmesi” deniyor. 1982 Anayasası’nda yer alan ve 12 Eylül darbecilerinin yargılanmasını engelleyen Geçici 15. Madde’nin kaldırılması da içi boş bir vaat. Zira burada zaman aşımı nedeniyle darbecilere dava Açmak artık hukuken mümkün değil. Kaldı ki, “lehte kanunun uygulanması” da, hukukun genel İlkesidir. 12 Eylül’le hesaplaşmak şöyle dursun, AKP 12 Eylül’ün kurumlarını gözü gibi koruyor. İşte AKP’nin koruması altına aldığı kurumlardan birkaçı: • Baskıcı, güçlü yürütme, yani iktidar; • Halkın siyasal katılımına kapalı “sözde demokrasi”; • Önseçimsiz, halka saygısız seçim hukuku… • Parti içi demokrasiyi olanaksız kılan Siyasi Partiler Yasası; • Parti liderlerinin atamasıyla oluşan parlamento; • Liderlerinin ağzına bakan milletvekilleri; • Şimdi daha da kalınlaştırılmak istenen dokunulmazlık zırhı; • İktidarın denetimi altındaki RTÜK ; • Ve AKP’ye uyumlu hale getirilen YÖK! Dayatma ve aldatılmaya hayır! AKP tükenmiştir. 8 yıldır uyguladığı yanlış politikalarla, yandaşlarını kayırıp zengin, ülkeyi ve milleti ise perişan etmiştir. Şimdi bu referandumla aldatabileceğini sandığı milletten bir “hayat öpücüğü” ummaktadır. Bu anayasa bu şekilde çıkarılırsa kısa sürede Türkiye’de AKP’li hâkimler, AKP’li Savcılar. Bu cumhuriyetin en karanlık günlerinde bile düşünülmemiş bir şeydir. Olacak şey değil. Mahkemeleri siyasileştirdiğiniz zaman, o zaman avukat çıkacaksa AKP’nin avukatları çıkacaktır. Oysa millet, 12 Eylül 2010’da hayat öpücüğünü AKP’ye değil, ülkesine verecektir. Cumhuriyetimiz, Demokrasimiz ve Türkiye’miz İçin 12 Eylül’de AKP’ye ve AKP Anayasasına HAYIR 12 Eylül 2010 tarihinde yapılacak referandum sonuçlarının şimdiden ülkemize ve milletimize hayırlar getirmesini diliyoruz. DP ÇINARCIK İLÇE BAŞKANLIĞI www.dpcinarcik.com Mehmet İ.MACAROĞLU Bu haber 465 defa okunmuştur.
|
|
||||||||
|
ALTYAPI: 1ajans.com & mydesing |
||||||||||